COVID-19 sonrası ölçek ekonomisi ve ortak satınalmalar konuşulacak – CPO TURKİYE

COVID-19 sonrası ölçek ekonomisi ve ortak satınalmalar konuşulacak

CPO Türkiye Dijital Konferansında Konuşan TİM Genel Sekreteri Prof. Dr. Kerem Alkin, ölçek ekonomisi ve ortak satınalmaya vurgu yaptı: “Türkiye yeni normal dönemde eğer dünyada rekabet artacaksa şirketler birbirleri ile rekabet içinde olsalar dahi ortak bir satınalma strateji geliştirmeli. Çağdaş ve yeni nesil kooperatifçilik anlayışı ile satınalmaları belki ortak platformlar üzerinden yürütmek sureti ile sektörlerin ortalama maliyetini azaltacak işlerin yapılması gerekiyor.” TÜSMOD – CPO Türkiye kapsamında gerçekleşen “COVID-19 Sonrası Ekonominin Geleceği” konulu dijital konferanslarının ikincisi 22 Mayıs 2020’de yapıldı. Moderatörlüğünü Medipol Sağlık Grubu Satınalma Grup Müdürü İsmail Hızlı’nın yaptığı ve 800’ün üzerinde katılımcının izlediği konferansta ana konuşmacı olarak TİM Genel Sekreteri Prof. Dr. Kerem Alkin yer aldı. TİM Genel Sekreteri Prof. Dr. Kerem Alkin: “Yeni nesil kooperatifçilik anlayışı ile ortak satınalma platformları gerekiyor” COVID-19 Sonrası Ekonominin Geleceği konulu konferansta konuşan TİM Genel Sekreteri Prof. Dr. Kerem Alkin, ekonomi aktörlerinin bütünü açısından tasarruf açığı ve cari açık ile yaşamanın öğrenildiğini ve COVID-19 sürecinde de bunlarla yaşamaya devam edildiğini ifade etti. Türkiye’nin kendine özgü bir dinamizmi olduğunu belirten Alkin, “Türkiye ekonomisi makro dengeleri açısından COVID-19 cari fazla veren bir ekonomiden çok ağır cari açığa ya da hiç üretim yapamaz hale gelerek çöküş tablosuna götürmedi. Türkiye’deki bir hacıyatmaz ekonomisi… Buradan ihracatçılar, imalat sanayi, ticaret ve üretim için her zaman yeni hikayeler çıkar” dedi. Reel sektörün 200 milyar Dolar kadar döviz cinsinden borçlandığına ve Türkiye’yi bastırılmış kur sarmalından çıkarmak gerektiğine dikkat çeken Alkin, “Türkiye düşük ve orta düşük teknoloji mallarda dünyada bir numara. Kaliteli üretme konusunda da bir sorunu yok. Ancak öncelikle bir marka sorunu var. Dünyaya yeterince markalaşmış ürün satamıyor. Markalarımız dünya genelinde marka değil. COVID-19 dönemi Türkiye için bir markalaşma fırsatı. COVID-19 sonrası Türkiye’nin hikayesi ölçek ekonomisidir. Örneğin Türkiye’nin dört bir yanındaki mobilya üreticileri ülkenin en yüksek üretim ve ihracatı yapan tanınmış markasının altında bir güç merkezi oluşturacak. Biz IKEA gibi Türkiye’nin bir marka altında birleşmiş mobilya gücü olarak Amerika’nın karşısına çıkacağız. Bu marka ve bu markanın network’ü ile muhatap olunacak. Bu marka Amerika’nın en büyük alıcıları ve en büyük dağıtıcılarıyla gereken kontratları yaptıktan sonra bu ana marka dağıtıcı holding gibi Türkiye’deki tüm mobilyacılara ürünleri dağıtacak. Buna göre belki ortak bir satınalma yönetimi yürütülecek” diye konuştu. Satınalma stratejileri olarak aynı malı üreten firmaların tüm yan mamul ve ham maddeleri birlikte alabilmesi konusuna işaret eden Alkin, “Ortak ham madde, ara mamul tedariki sayesinde maliyetler azalır. Önümüzdeki dönemde Türkiye’de aynı sektörde rekabet etseler dahi Amerika gibi ölçeği çok yüksek ekonomilerde ticaret yapacaksak çok farklı stratejilerle biraraya gelme kültürünü geliştirmek gerekiyor. Bu çerçevede çağdaş ve yeni nesil kooperatifçilik anlayışı ile satınalmaları belki ortak platformlar üzerinden yürütmek sureti ile sektörlerin ortalama maliyetini azaltacak işlerin yapılması gerekiyor. Türkiye yeni normal dönemde eğer dünyada rekabet artacaksa şirketler birbirleri ile rekabet içinde olsalar dahi ortak bir satınalma strateji geliştirmeli. Rekabet ham madde, yedek parçada ya da ara mamulde değil. Rekabet tüm bu komponentleri, ara malları, ham maddeleri biraraya getirip rakibe göre daha farklı özellikleri ortaya koyarak ürünü çıkarmaktan geçiyor. Dolayısı ile rekabet teknoloji üretebilme kabiliyetinden, o ürüne yeni özellikler, farklılıklar kazandırmaktan geçiyor” dedi. Satınalmacıların başarısını artırmak için Türkiye’de daha kollektif hareket edilebilecek bir süreç oluşturulması gerektiğini sözlerine ekleyen Alkin, sözlerine şöyle devam etti. “COVID-19 patlamazdan önce Avrupa ve Amerika, Çin’e ve Asya ülkelerine aşırı bağımlı hale gelmiş olmalarının yakın bir gelecekte başlarını belaya sokacağı ile ilgili sorgulamaya başlamıştı. Trump yönetimi zaten bunu çok yüksek bir perdeden dile getiriyordu. Eylül 2019’da ABD’nin şu anki Ticaret Bakanı Wilbur Ross, Türkiye’ye geldi ve ülkenin tüm stratejik sektörleri ile adeta bir görüşme maratonu yaşandı. Amerika ile büyük bir ticaret olursa bunun önemli kriterlerinden birinin ölçek ekonomisi olacağı çok net konuşuldu. Bu modeller zaten konuşulmaya başlanmıştı. Ross bu toplantılarda Amerikan ekonomisinin riskleri açısından Çin ya da Asya’ya bu denli bağımlı olma lüksünü taşıyamayacaklarını söyledi. Şu rakamı da hatırlatayım; Çin’e küresel imalat sanayiinin bağımlılığı yüzde 23.8, Amerika’nın bağımlılığı yüzde 30, Güney Kore ve Japonya’nın ise Çin’e bağımlılığı yüzde 40. Bu ekonomilerin tümü bu kadar bağımlı olmanın doğru bir strateji olmadığını çok net gözlemledi. Dolayısı ile Amerika ile aramızdaki dış ticaret hacmini 20 milyar Dolar’dan 100 milyar Dolar’a çıkarma fikri de zaten böyle şekillendi. İnanılmaz bir potansiyel de var. Ancak KOBİ’ler düzeyinde, ölçek ekonomisinden uzak rakamlarla Amerika’nın kapısını çalarsanız oradaki firmalar bu konuda beklediğiniz cevabı veremeyebilir. Amerika’nın ihracattaki çok başarılı sektörlerinizin kendi içinde yeniden yapılanması ile kollektif olarak, bir ölçek ekonomisi oluşturarak gelin, şeklinde net bir uyarısı var. Ölçek ekonomisinin yanında Türkiye’nin yapması gereken ikinci şey üretim için gereken teknolojiyi de mutlaka üreten ekonomi olması… Üretim için gerekli teknolojiyi daha çok dünyadan ithal eden bir ekonomi olma noktasında bir tercihimiz oldu. Ancak bugün anlıyoruz ki eğer Türkiye ihracat başına katmadeğeri daha farklı bir noktalara taşıyacak ve ithalatın Türkiye ekonomisindeki ağırlığını azaltacaksa ülkenin iddialı makine üreticilerini ya da daha geniş manada üretim için gereken tüm dijital altyapı ile üretim gerçekleştiren yeni nesil makineler üretmek gerekli.” TÜSMOD Yönetim Kurulu Başkanı Gürkan Hüryılmaz: “Turkey Discover The Potantial logosunu kullanarak proje başlattık” Dijital Konferansların ilkinde olduğu gibi ikincisinde de TÜSMOD’ın vizyon ve misyonuna ilişkin bilgi veren TÜSMOD Yönetim Kurulu Başkanı Gürkan Hüryılmaz, COVID-19 sonrası sürdürülebilir ekonomik gelişmede yerli ve milli olmanın önemine vurgu yaptı. TÜSMOD olarak son dönemlerde üyelere daha fazla iş düştüğünü söyleyen Hüryılmaz, TÜSMOD’un Türkiye’de 12 noktada olduğunu ve 56 sektör hedeflerinin 21 bölge temsilciliğinin tamamladığını belirtti. Gerek sektörlerin gerekse bölge başkanlarının Türkiye’de ithalatı azaltıp ihracatı geliştirerek millileşme ve yerlileşme politikalarını gerçekleştirmeyi ve dış ticaret açığını dış ticaret fazlasına dönüştürmeyi amaçladıklarını söyledi. TÜSMOD’un yerli üreticilerle temasları neticesinde Türkiye’de yerli üreticilerle görüşülmeye başlandığını söyleyen Hüryılmaz, TÜSMOD’un bir diğer hedefinin ise yerli üreticileri tüm dünyadaki meslektaşlarla buluşturmak olduğunu sözlerine ekledi. “Turkey Discover The Potantial” logosunu kullanarak bir proje başlattıklarını ifade eden Hüryılmaz, katma değer üreten Türk üreticileri yurtdışına tanıtırken IFPSM ve EIPM gibi kurumlarla işbirliğinin yanı sıra Ortadoğu ya da Türk Birliği gibi bir merkezi otorite oluşturacak şekilde çalışmalara devam edileceğini sözlerine ekledi. Satınalma özelinde Emtia Fiyat Endeksi tutuklarını söyleyen Hüryılmaz, “Metal, plastik, enerji, gıda, hizmet ve genel endeksi… Bu Türkiye’de hizmet satınalma konusunda ilk endeks… Bu endeksten endirekt satınalma yöneticileri ciddi şekilde yararlanıyor. TÜSMOD Emtia Fiyat Endeksi 2020 yılı Nisan ayında 128.15 olarak bir önceki aya göre yüzde 0.45 artarken, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 2.77 ve bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 0.70 azalış gösterdi.” dedi. Boğaziçi Üniversitesi ile birlikte başlattıkları Satınalma ve Tedarik Yönetimi konusunda ülkenin en geniş kapsamlı ve prestijli ilk sertifika programından bahseden Hüryılmaz, sürdürülebilir kalkınma ile ilgili yapılanları şöyle anlattı: “Birleşmiş Milletler tarafından oluşturulan Sürdürülebilir Kalkınma için Küresel Hedefler başlıklı 17 ilkeyi TÜSMOD tarafından dünyada ilk kez ‘Satınalma ve Tedarik Yönetimi’ne uyarladık. Web sayfamızda da görebileceğiniz gibi 17 başlıkta almış olduğumuz reaksiyonlar var. Meslektaşlarımızı çevre, toplum ve ekonomi odaklı satınalmaya davet ediyoruz.” Medipol Sağlık Grubu Satınalma Grup Müdürü İsmail Hızlı: “Türkiye pandemi sürecini oldukça başarılı bir şekilde yönetiyor” Dünyada en şeffaf bilgi veren, halkına güncel bilgilendirmeyi en iyi şekilde yapan bir ülke olarak sürecin başarılı atlatıldığından bahseden Medipol Sağlık Grubu Satınalma Grup Müdürü İsmail Hızlı, “Türkiye pandemi sürecini oldukça başarılı bir şekilde yönetiyor. Sağlık yatırımları ile birlikte bu süreci iyi atlattı. Bundan sonra ciddi manada üretimi ağırlık vererek dünya ekonomilerinde hak ettiği yeri fazlasıyla elde edeceğini düşünüyorum” diye konuştu. TÜSMOD-CPO Türkiye video konferansları devam edecek! Dijital teknolojileri bünyesinde başarı ile bir araya getiren ExpoNext Zoom altyapısı ile CPO Türkiye Dijital Konferans Serisi devam edecek. Moderatörlüğünü Ekspoturk CEO’su Beşir Kemal Şahin’in yaptığı video konferanslarla Ekspoturk, Türkiye’de bu konuda önce etkinlik şirketi olmaya da devam edecek.

İlgili Yazılar

Global Yetenek Yönetimi Konuşuldu

Global Yetenek Yönetimi Paneli, “Dijitalleşen Satınalma ve Tedarik Yönetimi Süreçlerinde Yeni Yetenekler ve Gereksinimler” konu başlığı ile gerçekleşti. Moderatörlüğünü İstanbul Ticaret Üniversitesi Rektörü Prof. Dr.

Devamını oku »
Shopping Basket
X
X